8 Ekim 2014 Çarşamba

GÖLGEYE YER AÇIN!



"Edebiyatın gerçekdışılıkları, edebiyatın yalanları, aynı zamanda en gizli insan gerçekliklerinin kavranmasına yarıyor." Llosa

İyi okur hep yazarın yanında durur. Onu izler, bazen onun yerine söz alır, yazarının tamamladığı yerden alır metni ve kendisinden başka hiç kimsenin düşünmediği yerlere uçurur. Onsekizinci yüzyılda tiyatro seyircilerinin sahneden bilet alıp oyunun içine sokulmaları âdettenmiş, bir gün oyun sırasında aktörün sendelediği yerde Voltaire'in ayağa kalkarak; "Gölgeye yer açın!" diye bağırdığı söylenirmiş. Aktör için tatsız, oyunun yazarı için yaratıcı bir durum, dolayısıyla etkin bir ilişki biçimi değil mi bu? Yazar istese de istemese de gölgesidir iyi okur. Dahası, gölgelerin çoğaldığı yerde, yazarın esneklik alanı sınırlanmaya, dolayısıyla yüzeyde dolaşmak yerine, bulunduğu yeri kazmaya zorlanır. Nitelik yükselir.

Düşünceyle ve özgün düşünce üretimiyle iç içe yaşama tutkusunu başkalarıyla paylaşmak olanaksız. Kendi başına yaşanan bir aşk gibidir o da. Bu ilişkinin güzelliğini başkaları çok az fark ederken bile tutkuyla yaşama biçiminin zorluğuysa daha çok ıstırap verebilir.

En sorunlu durum, yazarın yazdıklarını beğenmesidir. 

Yazdıklarından hoşnut olma hali, yazarı edebiyattan uzaklaştırıp yazıcı yapar. Edebiyatın derin sularında yaşamanın sırlarını öğrenemeyenlere de, yazmayı bırakmaları önerilebilir. 

Dünyanın düz olduğuna inanarak yaşamayı kim sürdürebilir?


Semih Gümüş 
Okumak ve Yazmak Syf.28,29

7 Ekim 2014 Salı

OLUK


Saat kaçı geçiyor nasıl geçiyor
Biri gelene kadar yoldan kaçı geçiyor
Gidince bitermiş bitsin ne yapalım
Her şey yarım yârim.

Çizgiler çekiyor ne çok elden geçiyor
Birinden birinde bir şey bulsak barim
Yıl kaçı geçiyor
Olsun gene ararım.

Bir kuş göçmen – oluktan
Bir ara su içiyor bir gün daha uçuyor
Bir göz sepet koyup salacakları
Bir gözedir belki de ırmaklarım.

Behçet Necatigil


SON BAKIŞ


'Her şey ilk bakıştaki parıltısını yitirdi, bakışla yitirdi...'


5 Ekim 2014 Pazar

İtiraflar

Claude Nori

Bir yalan, 
Dört doğruyu götürür.
İyilik,
Güven,
Sadakat,
Huzur

Lao Tzu

Beyaz yalan denen yalanlar gerçek yalanlardır, çünkü kişinin kendi yararına veya başkasının yararına yalan söylemesi zararına yalan söylemesinden daha az haksızlık değildir. 

Doğru olmayanı söylemek, ancak aldatmak kastı varsa yalan söylemektir ve aldatmak kastının her zaman zarar vermeyi amaçlaması bir yana bazen tam tersi bir amacı olabilir. Ama bir yalanın masum sayılabilmesi için kimseye zarar vermeme kastının olmaması yeterli değildir... 

"Doğrucu" denen insanlar gördüm. Bütün doğrulukları incir çekirdeğini doldurmayan konuşmalarında, kendilerinden bir şey katmadan, süslemeden, abartmadan yer, zaman ve kişi adlarını gerçeğe uygun olarak söylemekle sınırlıdır. Çıkarlarına dokunmayan her şeyde öykülerini gerçeğe tam bir bağlılıkla anlatırlar.  Ama kendilerini yakından ilgilendiren bir şeyi anlatmak söz konusu olduğunda, olayları işlerine geldiği gibi sunabilmek için bütün renkleri kullanırlar; yalan işlerine geliyor, ama kendileri söylemekten çekiniyorlarsa, o yalanın söylenmesini ustalıkla kolaylaştırırlar ve kendileri suçlanılamayacak tarzda benimsetirler. İhtiyat bunu gerektirir.  Elveda doğruluk!


Jean Jacques ROUSSEAU
Yalnız Gezerin Düşleri syf. 43, 44


1 Ekim 2014 Çarşamba

DERKENAR-2


Yamamoto Kansuke

"Her şey için ayrı ayrı hissetmeye kalktığımda, ne çok ölüyorum..."


Zaman geçti. İç'te değişmeyen eski düzen yerini almaya başladı. Kendi sessiz denizimde usulca akarken, sırdaşlığımı arzulayan biri daha vardı. Bu ağır sessizlikte buna kayıtsız kalmayı istememekle birlikte, çok yakınlaşmayı arzulamadığımı da hissetmesini sağlamak istedim. Yaratıcılığı ve hayal gücünün inanılmaz oluşu kendini tuzaklardan korumasına yetemezdi... 

***

Anlaşılma arzusunun beklentisiyle, anlaşılmazlığın karamsarlığı arasında eriyip giden, -en yakınımdakilerde dahi- hummanın gerçekliğinden izler görmek üzücüydü....

S.Kavak


KİTAPYÜZÜ


Nina Simone için

Günün ilk saatlerini ekliyorum sık kullanılanlara
Denize bakan sokakların şaşkınlığını
Nal sesleri ekliyorum, Cezanne'den bir nisan
Ve serince bir koru

Mademki şairim arkadaş olarak ekliyorum bir imparatoru
Bir de palto Gogol'den ne olur ne olmaz diye
Sabah rüzgarını yorumluyorum alev almıyor fakat
parmaklarım

Nina, lütfen beni yanlış anlama
Beyaz bir boşluk bırakıyorum şarkılarla arama

Sibirya, Marekeş, Kalküta
Ne varsa ertelediğim onu beğeniyorum
Nişan alanları yorgunluğun bordasına

Benim yersiz yurtsuzluğumu beğeniyor onlar
Ben tetiğe basanları beğeniyorum uzağa gidenleri

Kırık bir aynada gizleniyorum
Kim bulacak beni

Atakan Yavuz
IV.Asya Şiir Festivali syf.54

30 Eylül 2014 Salı

DÖNÜŞÜM


"kilit çürür bir gün
ağarır kapıdan gün
ölürüm
biter
bir çiçek
ellerine ulaşır
bu koku dersin
bu koku…"

Kadir Bıyıklı