20 Mart 2015 Cuma

Onun Penceresinden Benimkine


Hiç kimse pencereye yaklaşan bir kadının gözlerini tutsak alamaz, dünyanın bilinmeyen sınırlarını tarayan o gözlere yasak koyamaz.

Bir mektup okumakta olan ya da yemek pişirmekte ya da bir arkadaşıyla konuşmakta olan kadın şöyle yan gözle cama doğru bakar, bir pancuru ya da tül perdeleri aralar, dalgın bakışlarından hiçbir kuşbilimcinin tanımlayamayacağı, hiçbir okçunun avlayamayacağı ya da hiçbir sevgilinin okşayamayacağı deliye dönmüş kuş sürüleri fırlayarak ufka doğru havalanmaya başlar; kuşlar; bir tek uzakta olduğundan başka, hakkında hiçbir şey bilinmeyen ve kimsenin hiç görmediği, buz kesmiş ve gözünü budaktan sakınmayan tüm kuşlara sığınak olan, hemencecik yuvalarını yapsınlar diye onlara yer yurt sunan, belirsiz bir krallığa doğru uçuşa geçerler.

Carmen Martin Gaite

Bedrufi'nin Nefesi

Bir bilinçsiz yıkımın da, bir istekli yalanın da bedeli vardır.

Nasıl başlayıp nasıl bittiğini asla anlayamayacağınız bir kitap Bedrufi'nin Nefesi. O nefesten üflenen satırların altını çizmekle bitirebileceğinizi, sizi bir yere ulaştıracağını düşünmeyin bile. 

"Nereye gideceğinin belli olmadığı bir yolculuktur deneme" diyordu Güreli bir söyleşisinde. 
Çağrışım dünyasının zenginliği karşısında, kendisine hak vererek Deneme'nin bir kez daha hayatın kendisi olduğuna inandırıyor beni. 

Okurken, belli bir temaya odaklandığını düşündüğünüz anda, tema üzerinden yarattığı çeşitlemelerle, aklınıza gelmeyecek yerlere varabiliyor ansızın.

Cioran ve kıyıma uğramış ağaçlar bölümü'nden;

Her zaman içinden çıkılamaz durumlar vardır. Bir bilinçsiz yıkımın da, bir istekli yalanın da bedeli vardır.  
Cioran şöyle diyor; İnsan kendisi hakkında sahip olduğu aydınlıktan kuşkulanmalı. Kendimizi tanımamız içimizdeki şeytanı rahatsız eder, şaşkına çevirir. Sokrates'in hiçbir şey yazmamasının nedenini burada aramak gerek."

"Kıyıma uğramış ağaçlar. Evler çırılçıplak ortada. Her yerde ağızlar, ağızlar...

İnsanlar yayılmış ortalığa. İnsan, toprağın kanseri. Kader düşüncesinin büyüleyici ve zevk verici bir yanı var: Sıcak tutar o sizi...."

Kaybolan değerlerden bahsediyor Bedrufi, bunun geri dönüşü olmayan trajik gerçeğinden. 

"Geçiciliğin, hissedemeyişin, acı bir yansıması binbir kılıkta doluşmuş odaya. Tıka basa dolaplar... Biraz olsun fark eder gibi ama görüntünün aldatıcılığı tüm sahici harflerin varlığını gizliyor... Ayaklarınızın altında halının huzursuz tüyleri yaşanmamışlığın izlerini haykırıyor."

'Ben' demeyi sevmeyen bir yazarın yarattığı bir adam Bedrufi. Nefesiyle nefeslendiren bizi. Cioran'dan, Rilke'ye, Hayyam'dan, bir Gary Cooper filminden sahnelere, oradan Hafız'ın dünyasından gösterdikleriyle , unutulanları tekrar anımsatan... vefa timsali.

Unutmadan;

Sonra, altını çizdiğiniz satırlara tekrar geri dönersiniz. Brian Eno'nun dediği gibi: 

"Her refrein(nakarat) aynı değildir."

Semiha Kavak

19 Mart 2015 Perşembe

Annem, Babam ve Diğer Şeyler


I.  Annem
Kapıyı annem açtı.
Yemek pişirmiş, evi süpürmüş, cam silmiş bir anneydi karşımda duran. Niye geç kaldığımı sormasını beklerken, o eşikte bir elini belinde diğer eli hâlâ kapı kolunda, sanki, birini mi aradınız, diyecek bir yabancı gibiydi.
Bana baktığında ne gördüğünü anlamaya çalıştım. On ikisi gözlerimmiş gibi doğrultmuştu ıslak bakışlarını bana.
Birazdan dünyadan ayrılacakmışım gibi sarıldı bana. Hıçkırıyordu.  Onun gözyaşları benim yanaklarıma yapıştı. Bir anne, gözyaşı olmuş yağıyordu üzerime.  Onun fırtınasında oluşan yıldırımlar benim dünyama düşüyordu.
"Niye ağlıyorsun" dedim,  "ağlama, babam mı ağlattı yoksa"
Hıçkırıkları arttı.  Kolumdan çekip içeri aldı beni.
"Boyu devrilsin."

II. Babam
Babam, yani bana "Seni ilk kucağıma aldığımda heyecandan kalbim duracaktı. Sevincimden ağladım. Allahın sevgili kuluymuşum ki bana bir erkek evlat verdi. " diyen babam ağlatmıştı annemi.
Beni ona annem vermişti.

III.  Diğer
Sopayı kafama vuracak, niyeti belli.
"Seni gebertirim, anne diyeceksin ona."
Sopa, babam ve o kadın.
Geberirim, yalancı ve yabancı bir dünyada yaşamaktansa.

IV. Şeyler
Ben, babama hiç yalan söylemezdim.
Başımı okşasaydı bir kez.


VI. Şimdi
Babam beni babası sanıyor. “Oğlum” deyip bağrıma basmak isterdim. Önce, çocukluğu mu bir yaşasaydım.

Mustafa Kömür
Ayna İnsan Sayı:14


-her şeyden biraz kalır-


18 Mart 2015 Çarşamba

Sonsuz Artı Bir


ben sende kanatlarımın izini buldum, düşlerimin haritasını
bir kolye buldum uzun boynunda, uçan nehirlerden yapılmış
Samanyolunun çılgınlığını, yıldızların göz alıcı parıltısını
                                             ve sabrını buldum gezegenlerin
kendinden geçmiş bir peri buldum, meme uçlarını çiçeklerle okşayan

aşkın nereye gideceğini buldum sende, yüreğim erirse yalnızlıktan
gizli gizli öpüşmenin heyecanını, karanlık merdivenlerde
sevdiğim kentlerin eski meydanlarını buldum ve şiirselliğini taş köprülerin
onları takdir etsem de karıncaların değil,
                          karınca yuvasının çalışkanlığını
kendimden rüzgar gibi çıkmanın yollarını buldum bir de

ben sende "sonsuz artı bir"in anlamını buldum
bulutların ayak izlerinden yağmurlara varmayı
bir ışık sağanağı buldum gözlerinin içinde
kiraz ağacının altında diz çökmenin güzelliğini
                            uçuşmaya başladığında isteğin çiçek tozları
bir Ortaçağ gecesi buldum sende
bir Ortaçağ gecesi, kuyrukluyıldız gibi sıyrılan siyah dantellerden

ben sende unutup her şeyi sevgilim
her şeyi unutup
buldum kaybolmanın güzelliğini
içindeki yollarda

Akgün Akova

16 Mart 2015 Pazartesi

Pazar'dan Kalan


"Seni gözlerinden yaş gelinceye kadar güldürmek istiyorum."

En güzel cümleydi . Pazar'dan kalan.


S.K

14 Mart 2015 Cumartesi

Tutku


                       beni anlamaman ne güzel, sırf bu yüzden işte

bir ucundan öteki ucuna yürüdüm karanlığın
başka bir karanlık buldum
bir balkondan denize doğru baktım
yazdığını unutmuş bir kaleme dokundum
yeniden aynı yere geleceğimi biliyordum
ve senin orada olacağını
sahi
hangimiz gerçektik
denize bakan balkon
karanlık
nefesime işaret koyduğum bıçak

mavi kokan yaseminlerin yanında tutuyorum kendimi
çünkü yanlıştır yaseminlerden hüzün çıkarmak biliyorum

işaretlenmiş bir nefesle okuyorum bunları sana
kıvılcımlar çıkarıyor sesim
ama tüküremiyorum dilimi
yeniden aynı yere geleceğimi biliyorum
senin orada olacağını
ben ki tekrarıyım kendi hatalarımın

ama yüzünü hiç unutmadım

13 Mart 2015

Abdullah Eraslan
Ayna İnsan Sayı:16