şair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ekim 2019 Pazartesi

Adımlar


Şair, bir çiçekten bütün çiçeklerin kokusunu aldığı gibi, tomurcuğunda da ölümünü seyreder.


Semiha Kavak



11 Kasım 2014 Salı

POZİTİF BİR İLHAN BERK PORTRESİ


Yapıtıyla en çok didiştiğim sene kaybettik şiirimizin uç beyini.

Ne çok şâir-yazar-farklı farklı- tanımlar/tanımlamalar getirmiştir/geliştirmiştir İlhan Berk için. Zannediyorum ki, hiçbir şair için, bu derece çeşitlilik içeren söyleyiş(ler) geliştirilmemiştir: Behçet Necatigil’in söylediği başta olmak üzere (şiirimizin uç beyi) –pîrim İlhan Berk için- bütün söylenenler bir kenara; benim için; en çok pîrim Lâle Müldür’ün söylediğidir İlhan Berk: “Dikkat! O bir şaman, yağmur yağdırabiliyor!”

Değil mi ki; “Minarelerine takılı bulutların sarhoş olduğunu/şairler söylediler.”

İlhan Berk’i bilmem, bilemem; bilmeye çalışırım; ama büyük yapıtı ( büyük yapıtıyla da bir anılır olmuştur üstat.),-sanki-her yerde olmanın/olmak istemenin arzusu içinde kıvranır, durur. İşte, İlhan Berk, or(a)dadır: Karıncanın su içtiğini görür; belki yatağı önüne çeker, bir yerde kuraklık baş göstermiştir; yağmur yağdırır. Mısır’ın bütün yalnızlığını içinde taşır; yalnızlık olur; Mısır olur… Kamyonlar, elarabaları, taksiler, dünyayı sırtlamış hamallar, berduşlar, haytalar, Pera Yahudileri, ayak satıcıları, macuncular vesaire...  Sonra dizeler sıralanır, gider…

İç içe geçer imgeler: Şeyler, onda, büyük helecandır! Kendi payıma, İlhan Berk, “dahaçok” Şeyler Kitabı ve Tümceler Geliyorum; “ençok” Galata ve Pera’dır…  Sonra, Adlandırılmayan Yoktur’da saklıdır poetikası: “Bu bir şiir kitabı değildir.” İlhan Berk’in söylediği…

Oysa, bu vurguda dahi, bir şiir vardır: Dokunduğunu şiir eder, evet, ama, o her yerdedir ve her zaman diliminden geçmiştir. Yoksa nasıl dokunur o  “şey”lere:


Bir takım insanlar arasında dolaşır, Sait Faik kadar insan tanımıştır; az şey mi?

Pera’da yedi sekiz dil konuşulur, dokuzuncu dil İlhan Berk’tir: Babil Kulesi’ni anımsatır…

Bir kahramandır da aynı zamanda “Berk” ! Dışardan bir anlatımla yazmışsa da büyük yapıtını, içerde yaşam bulan insanlardan bir insandır da, bizatihi kendisi... Pera’da bir görünür bir yok olur Berk ! Yan karakterdir belki de… O gizemli “şaman”, her “şey”de ve her “şey”de; ordadır.

Berk, kim bilir, Cadde-i Kebir’de yürüyor; Park Otel Yemek Listesi’nden mönüye bakıyordur: “Rus Çorbası/Tavuk Suyu, Mayonezli İstakoz/Kılıç Şişte, Salçalı Makarna/Pilav/Omlet. İşte şimdi şiir olmuştur. Oradan Sait Faik de geçmiştir; Naim Tirali de…

Yapıtı başlı başına bir sinemadır belki de, bakış açımıza göre değişebilir. Bir şair bir pasaj almıştı şiirinin başına, bu pasajdan önce şunu belirtmeli: Kadınlar en çok İlhan Berk’te korkusuzca soyunurlar, bana kalırsa; orada pornografi değil; bir romantizim vardır: En çok aşk!

İşte o pasaj: “Sex, insanın aşkı bulamadığında / elinde kalan tek tesellisidir çoğu zaman” diyordu şâir. Marguez’den bir alıntı bu: Hüseyin Alemdar’ın Burç İşaretleri adlı şiirinde rastladım o dizeye (Benim için bir dize). Bir başka dize: “Çok beyaz bir göğü gece gitmek sinema gibidir” diyordu Ah’ın şâiri. (Hüseyin Alemdar) Ah, “Güzel Irmak”:”Böyle yukarıdan aşağı gidiyorum seni”. Öyleyse, bir dize daha sallamalı burada İlhan Berk’ten: “oranızı açıyorum. gök/yüzü, ağaçlar gibi kokuyorsunuz/dik bir suru çıkıyoruz. bir attan iniyorum. beyazım. beyazsınız” (Aşıkane,1968)

Anımsadığım/anımsayamadığım her yerde İlhan Berk’i görürüm ben. Şamandır o çünkü. Bir görünür bir yok olur. Yok mu olur?

Dıştan bir gayya kuyusu gibidir… Önce hiçbir “şey” görünmez. Derinlerde ne çok “şey” saklıdır: Adeta bir “cehennem” derecesinde yazıyla çarpışıyordur: “Yazmak mutsuzluktur, mutlu insan yazmaz. Bu yeryüzünü olduğu gibi görmeme engel olan ve bana bu yeryüzünü cehennem eden yazmak eylemimden kurtulduğum, mutlu olduğum bir tek şey var: resim yapmak.” Der İlhan Berk… Değil mi ki Neşet Günal resim için söylemiştir aynı şeyi: “benim için resim yapmak bir oyun değil, azaplı bir süreçtir” diye.

Bütün alıntılar/yaşantılar bir noktaya işaret etmektedir: Her yerde ve her zamanda olan şâir; Haritada Bir Nokta: İlhan Berk! Şâir imgesini koruyan kaç “şaman” var ki; edebiyatımızda ?!

 Kubilay Bürgan
Ayna İnsan Dergisi / Sayı: 11

20 Temmuz 2014 Pazar

Duyuşlar


- Şiir; hacimsiz bir başkaldırı. 

-Akla hükmeden serpuş.

-Yedi renk yedi sese açılan dipsiz kuyu..

-Kah gökyüzünde dolaşır,kah iner yeryüzüne. Nazım'da kuru bir makineye hapsolur. Bedrettin'de ruhu salıverilmiş bir meczup...

-Yedi askı susturur her şeyi. Vahyin ağırlığına dayanamaz ama.
Hükümsüz kalır onun karşısında..

-Şiir; tene girmiş can. Mayakovski'de ölümün sıcak yüzü. 

-Sade insan uzak durur ondan. Sıradan olana sıradan gelir şiir. 

-Şiir, insanlık tarihi kadar eski. Bizdeyse divan şiiriyle kendini saraydan haykırır. Bu haykırışın sesi zaman gelir bizim öz sesimiz olur.  Zaman gelir Batı'nın sırıtan yüzü el atar şiirimize. Şiir denince ata şiirini anlar oluruz hep. Ve böylece akar hayatın karşısında sürekli ve düşe kalka bugüne yuvarlanır...

Semiha Kavak