29 Mayıs 2014 Perşembe

Soma: Dosya




YENİSİNİ HABER VEREN TEHLİKELER ZİNCİRİNDEN
KURTULMAK MÜMKÜN MÜ?

"Tanrım açamadık içimizi
Arık buluşmamız mahşere kaldı."

Soma; gelişini haber veren bir facia mı, sabotaj mı, bir musibet mi, bir kader mi?
Bu gibi konular her büyük felakette olduğu gibi yine tartışmaların merkezine oturdu. Her şeyi kendi mecrasından çıkararak yorumlamayı seven, salt olayların kendisini analiz etme yerine, onları hazır kalıplar içinde analiz etme sabitliğimiz bu elim olayda da alışkın olunanı değiştirmedi. İstismar, asparagas kurgular ve tarafgir yaklaşımlar nedeniyle tartışmamız gerekeni yine ıskaladık ve başka şeyleri konuşur olduk. Oysa; yeni olayların tekrar etmemesi için olanlardan ders çıkarmak ve gerekli tedbirleri hızla almak gerekli.
Soma; Kontrolsüz kapitalizmin nelere yol açabileceğinin bir örneği sadece. İş gücünü 'daha çok kâr' üzerinden şekillendirmeye zorlayan bu iktisadi sistemi dengeleyen yegane şey demokrasidir. Demokrasi geliştikçe sistemin otokontrolü ve tepkisel odakların itmesiyle oluşan denge istismarların önüne geçer ve sömürüyü azaltır. Artı değer denilen emeğin işveren tarafındaki payı böylece dengelenir ve iş barışı toplumsal huzurun bir parçası haline gelir.
Buradan baktığımızda Soma’da nelerin olmadığını , iyi işleyen bir demokrasimizin olması halinde nelerin önlenmiş olabileceğini de anlamış oluruz. Eğer, demokrasimiz kurum ve kurallarıyla sistemin açıklarını kapatır, onları sağlam bir zemine oturtur durumda olsaydı şu yanlışlar ortaya çıkmazdı;
-İnsanlar, yerin altında, o ağır şartlarda sadece karın tokluğunda çalıştırılmaz, bu haklar yasalarla onlara sağlanır, hak ettikleri ücretleri almaları yasal güvenceye bağlanırdı.
-Sendika, bir aidat makinesi olmaktan öte o işletmede, iş ve işçi sağlığı, iş güvenliği ve hak edilen ücret konusunda adımlar atar, işçilerin her tür haklarını korurdu.
-Sendika, işçilerinin hakkını, hakkıyla koruyabilmek için arkasında yasal güvencelerle desteklenir, böylece her türlü direnci kolayca geliştirirdi.
-Devletin yasaları, iş ve işçi güvenliği konusunda görevli denetmenlerin önünü açar, gerekli önlemlerin alınması sağlanırdı.
-İşveren, bir işletmenin asgari çalıştırma şartlarının neler olması gerektiğini görür, gerçekçi maliyetler üzerinden hesabını yapar, ona göre elini taşın altına sokardı. Kazanmak için her türlü istismarı yapabilmesinin mümkün olmayacağını bilirdi.
-Yaşanan bu gibi olaylar karşında kamuoyu yanlış yorumlara yönelmez, daha iyi şartların oluşması için ön açıcı yorumlar yapardı.
Böylece demokrasinin daha da gelişmesine katkıda bulunulurdu.. Bu ve daha da çoğaltılacak örneklerden yola çıkacak olursak bütün bu olayların arka planında demokrasi zaafiyetinin olduğunu söylemek mümkün.
Demokrasi her şeyin ilacı değildir ancak, kapitalist sistem içinde yaşayan insanların hakkını koruyabilecek olan yegane şey yine de "daha çok demokrasi"dir. Kurum ve kuruluşlarıyla demokrasi geliştikçe iş yaşamı da gelişir. Böylece insanlar daha güvenli, daha uygun şartlarda ve daha yüksek ücretle çalışarak korunurlar.
Devletin varlık sebeplerinden asıl olanı, vatandaşlarına insanca yaşayabilecekleri bir ortam sağlamak olduğuna göre çarenin "daha çok demokrasi" olduğunu söyleyebiliriz. Bu vesileyle bugünden başlamak üzere acilen yapılması gereken şeyler vardır. İlk yapılacak şey ise iş hayatıyla ilgili yasaların yeniden gözen geçirilmesi, etkin bir çalışma hayatı için gerekli şartların oluşturulmasıdır. Genelde yapılması gerekli olan iyileştirmelerin yanısıra madenlerle ilgili acil önlemler alınmalıdır.
Bu çerçevede;
-Öncelikli olarak ağır şartlarda çocuk işçi çalıştırılmasının önü tümüyle kapatılmalı, bu gibi istismarlarda cezalar artırılmalıdır.
-Ağır ve iş tecrübesi isteyen bu gibi işlerde kesinlikle taşeron işiler çalıştırılması önlenmeli, işverenlerin bu yola girmelerinin önüne geçilmelidir.
-Bu gibi işletme/işyerlerinde sendikalaşma kolaylaştırılmalı, gerekirse bu alanlarda zorunlu meslek örgütleri kurulmalıdır.
-Ağır işlerde çalışan işçilere farklı, tatmin edici ücret verilmesini sağlayan yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
-Bu gibi işletmelerin iş ve işçi güvenlikleri en üst düzeyde sağlanmalı, bunun için İLO standartı ve gelişmiş önlemlerin sağlanmasına gidilmelidir.
-Denetleme kurum ve kuruluşlarının yetkileri artırılmalı, bu kişilere daha bağımsız ve tarafsız çalışma şartları sağlanmalıdır.
-Denetim mekanizması ihtisas birimlerine ayrılmalı ve böylece daha verimli denetim sağlanabilmelidir.
Sonuç olarak; İş kazalarının önlenmesinin yegane yolu gelişmiş ülkelerde olduğu gibi çalışanların haklarını koruyan, modern çalışma ortamı sağlayan, onları her an denetleyen mekanizmalara sahip bir iş düzeni, sosyal bir yapı kurmaktan geçer.
Bunun özeti ise, insanı öne çıkaran "daha çok demokrasi" modellerinin geliştirilmesinin gelecek tehlikeleri önlemede ne derece önemli olduğudur.

SEMİHA KAVAK
Seyyar Fanzin
Haziran 2014 Sayı:8

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder